Kapat (x)

Değerli Yazarlarımız ve Ziyaretçilerimiz,

Ocak 1998 yılından bu yana Türkiye' nin İLK Hakemli İnternet Dergisi olan Mevzuat Dergisi yıllardır sayısız akademik araştırmaya ve makaleye yer vererek Türkiye' de bilimin gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Takipçilerinin de bildiği gibi Mevzuat Dergisi bir süredir gayrifaal duruma düşmüş olup son sayısını Haziran 2013 tarihinde çıkartmıştır. Başar Mevzuat olarak yol açmış olduğumuz elektronik yayıncılık günümüzde ülkemizde önemli noktalara gelmiş olup Mevzuat Dergisi bu yönden misyonunu tamamlamıştır.

Mevzuat Dergisi 31.10.2017 tarihine kadar sadece dergi yazarlarımızın yazdıkları makalelerine erişebilmesi ve gerekli yedeklerini alabilmesi amacıyla yayında kalacak olup bu tarihten sonra yayın hayatını sonlandıracaktır.

Bu gune kadar bize gostermis oldugunuz ilgi icin tesekkur ederiz.

Mevzuat Dergisi - Iletisim: info@mevzuatdergisi.com

 

 

 YIL: 8

SAYI: 95

KASIM 2005

 

 

önceki

yazdır

 

 Dr.Filiz Sanal ÇEVİK

 

 

  

BEKLENTİLERİN ROLÜ VE PHİLLİPS EĞRİSİ


ÖZET

 

Phillips eğrisi 1958’de ortaya atıldığında Keynesgil ekonomistler tarafından sevinçle karşılandı, çünkü artık tam istihdam öncesinde karşılaşılan fiyat artışları Keynesgil model dahilinde açıklanabilecekti. Phillips eğrisinin ilk Keynesgil yorumunda üstü kapalı olarak fiili fiyat artışları ne olursa olsun fiyat artış beklentilerinin değişmediği varsayılıyordu. 1970’li yıllarda yaşanan ve eğrinin güvenilirliğini zedeleyen olaylar, Phillips eğrisi analizinin beklentilerin dahil edilerek zenginleştirilmesini sağladı. Tarihsel süreçte sırayla uyarlanabilir beklentiler, rasyonel beklentiler, ücret ve fiyat esneksizliği altında rasyonel beklentiler ve yarı rasyonel beklentiler, heterojen beklentiler varsayımları Phillips Eğrisi analizine uygulandı. Bu çalışmada her bir beklentisel varsayımın eğrinin varlığına ve eğimine yönelik sonuçları ele alınmaktadır.

 

ABSTRACT

 

When the Phillips Curve was expunded in 1958 it has been met happly by Keynesian economist, because the price increases encountered prior to full employment level of output would be explained under the coverage of Keynesian model. In the first Keynesian interpretation oh the Phillips curve no matter how much are the disguised actual price increase are it was assumed that expectation did not change. The events experienced in the 1970s and that bruise the reliability of the Phillips curve have established the enrichment of the Phillips curve analysis by including the expectations. During the historical period in order; adaptive expectations, rational expectations, near rational expectations and rational expectations under price and wage rigidity, heterogeneous expectaions assumptions were adapted to Phillips curve analysis. In this study, the results towards the Phillips curve and incline of each expectational assumption is taken into considerations.

 

GİRİŞ

 

A.W. Phillips tarafından İngiltere’nin 1861-1957 dönemine ait işsizlik oranı ve yıllık ücret artış oranlarının işaretlenmesi suretiyle, gözlemsel bir eğri olarak ortaya atılan Phillips eğrisi, Keynesgil sistemin tamamlayıcısı olarak görüldü. Çünkü artık fiyat oluşumu Keynesgil model dahilinde açıklanabilecekti. Nitekim 1937’de, Genel Teori’nin yayınlanmasının hemen ardından Hicks ve Hansen tarafından Keynes’in fikirlerinin temel özelliklerini belirlemek üzere geliştirilen IS-LM analizinde, fiyatların değişmediği ve her bir fiyatlar genel seviyesinde ayrı bir LM eğrisinin geçerli olduğu varsayılmaktaydı. Dolayısıyla efektif talep artışlarının meydana getireceği fiyat artışları ihmal ediliyor, sadece gelirin artacağı varsayılmış olunuyordu. Phillips eğrisinin ortaya atılmasıyla birlikte, Keynesgil iktisatçılar tam istihdama ulaşmadan fiyat artışlarının olmayacağı fikirlerinden vazgeçtiler.

 

1960’da Lipsey, Phillips’in gözlemsel bir eğri niteliğinde olan ve teorik temelleri olmayan çalışmasına teorik temeller kazandıran düşüncelerini sundu. Lipsey Phillips’in nakit ücret artışı ile işsizlik oranı arasında kurduğu ilişkiyi derinlemesine inceleyerek talep çekişli enflasyon teorilerine açıklık getirdi. Lipsey’in ardından Samuelson ve Solow, American Economic Association’un toplantısına sundukları ortak bildiriyle Phillips eğrisinden politika uygulayıcılara yol gösterecek politika sonuçları türettiler. Fiyatların maliyetler üzerine belirli bir kar marjı konarak belirlenmesi ve maliyetler içinde en önemli unsurun ücretler olması ilkesinden hareketle, Phillips ilişkisini enflasyon oranı ve işsizlik oranı arasındaki ilişkiye dönüştürdüler. Böylece Phillips eğrisi analizinde talep ve maliyet yönünden gelen baskılar bir arada ele alınabilir hale geldi. Bir yandan talep baskısı sonucu istihdam artıp ücretler yükselirken, diğer yandan ücretlere ve dolayısıyla maliyetlere bağlı olarak fiyatların artacağı gösterildi.

 

1960’lı yıllara kadar Amerikan ekonomisinde fiyatlar genel seviyesinin hızlanma eğilimi göstermeden artmaya devam etmesiyle birlikte, işsizliğin düzenli bir şekilde azalması ve milli gelirin hızla büyümesi, Keynes tarafından tavsiye edilen ve ‘The New Economics’ terimiyle adlandırılan ekonomi yönetimi politikalarının, dolayısıyla Phillips eğrisinin bir başarısı olarak görüldü[1].

 

Ancak 1960’ların sonlarına doğru Vietnam Savaşı’nın da etkisiyle, Amerika’da enflasyon problemi baş gösterdi ve enflasyon o dönem için yüksek olduğu düşünülen %5-6 gibi bir oranda gerçekleşti. 1969’da ekonomik büyümenin durma noktasına gelmesiyle birlikte işsizlik yeniden ortaya çıktı. 1973’te dünya genelinde kötü hasat nedeniyle yiyecek fiyatlarında meydana gelen artış ve Arap İsrail savaşı nedeniyle OPEC tarafından petrol fiyatlarının yükseltilmesi, enflasyonun genel bir hal almasına neden oldu. 1974’te enflasyon %12’nin üzerine çıktı, işsizlik oranı ise reel gelir düşüşüyle birlikte 1973’te %5 iken 1975’te %9’a yükseldi[2]. 1979’da İran Şahını tahttan indiren devrim dünya petrol piyasalarındaki karışıklığı yeniden körükledi.

 

Siyasi ve ekonomik alanda yaşananlar akademik alana da yansıdı ve işsizlikle enflasyon arasında bir trade-off olduğunu savunan Phillips eğrisi açısından kötü bir gidişata neden oldu. Söz konusu dönemde Klasik görüşe bağlı akımların güçlenmesine neden olan bu olaylar, bir yandan da beklentilerin ve arz yanlı şokların hesaba katılarak Phillips eğrisi analizinin derinleştirilmesine hizmet etti.

 

1.Uyarlanabilir Beklentiler ve Phillips Eğrisi:Monetarist Görüş

 

Milton Friedman’ın 1977’de Nobel ödülü kazandığı makalesinde, toplam talepte meydana gelen tahmin edilmemiş değişikliklerin kısa ve uzun dönemli etkileri arasındaki farka dayanarak Phillips eğrisine getirdiği alternatif yorum, uyarlanabilir beklentiler kavramına dayanmaktadır[3].

 

Uyarlanabilir beklentiler varsayımına göre, işçiler ve işverenler fiili fiyat artışlarına farklı sürelerde tepki gösterirler. İşverenler için önemli olan ürettikleri malların nispi fiyatlarındaki değişmedir. Satılan malların ve üretimde kullanılan girdilerin fiyatlarının, işçi maliyetlerinin izlenmesiyle bu nispi fiyat değişiklikleri kısa sürede algılanabilir. Buna karşılık işçiler için önemli olan satın alma gücündeki değişmedir.  Fiyat artışları karşısında satın alma gücünde meydana gelen değişmenin algılanabilmesi için çok sayıda fiyatın izlenmesi gerekir. Fiili fiyat artışları karşısında fiyat artış beklentilerini işverenlerin derhal, buna karşılık işçilerin işverenlerden daha geç düzenlemeleri, Friedman tarafından ‘uyarlanabilir beklentiler’ kavramıyla açıklanır. Uyarlanabilir beklentiler kavramına göre, işçiler kısa dönemde fiyat beklentilerinde yanılmakta, işverenler içinse böyle bir yanılgı söz konusu olmamaktadır.

 

Uyarlanabilir beklentiler kavramı Phillips eğrisine yeni bir yorum getirdi. Bu yoruma göre, işçilerin fiili fiyat artışları karşısında alım güçlerinde meydana gelen azalmayı henüz algılayamadıkları kısa dönemde enflasyonla işsizlik arasında bir trade-off mevcuttur ve Phillips eğrisi orijine dış bükeydir. Ancak, işçilerin beklentilerindeki yanılgının farkına vardıkları uzun dönemde söz konusu trade-off ortadan kalkar ve beklentilerin etkisiyle Phillips eğrisi yatay eksene dik bir hal alır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil 1:Uyarlanabilir Beklentiler ve Phillips Eğrisi

 

Şekildeki her bir negatif eğimli eğri, farklı bir fiyat artış beklentisine karşılık gelen kısa dönemli Phillips eğrisidir. Uzun dönemli Phillips eğrisi ise tabii işsizlik oranında(nru) yatay eksene diktir ve değişik fiyat artış beklentilerine göre oluşan kısa dönemli Phillips eğrilerini tabii işsizlik oranında kesmektedir. 

 

Ekonomi, başlangıçta A noktasında iken toplam talep arttırıldığında işçilerin fiyat artış beklentilerinin henüz değişmediği, fiyat artış beklentilerinin fiili fiyat artışlarının gerisinde kaldığı kısa dönemde, reel ücretlerin azalmasının etkisiyle B noktasına hareket eder, işsizlik oranı nru’dan u1’e düşer, enflasyon 0’dan P0’a yükselir. Ancak uzun dönemde işçiler fiyat artış beklentilerini değiştirirler ve nominal ücretlerde fiili fiyat artışı olan P0 oranında artış talep ederler. Reel ücretlerin tekrar eski seviyesine dönmesiyle Phillips eğrisi sağa kayar, yeni fiyat artış beklentisine göre farklı bir kısa dönemli Phillips eğrisi oluşur. Ekonomi artık B noktasında değil, P0 enflasyon oranı ve nru işsizlik oranına karşılık gelen C noktasında dengededir. Eğer hükümet işsizlik oranını düşürmekte ısrar eder ve genişletici politikaları sürdürürse, ekonominin yeni denge noktası kısa dönemde D’ye, uzun dönemde E’ye kayar. Dolayısıyla Monetarist görüşün uyarlanabilir beklentiler varsayımına dayanan Phillips eğrisi yorumunda, kısa dönemde fiyat artış oranının yükselmesine katlanmak koşuluyla daha düşük bir işsizlik oranına ulaşılabilir. Ancak uzun dönemde beklentilerin yeniden uyarlanmasıyla tekrar nru’ya dönülür[4]. Sonuçta istihdam düzeyi değişmez, sadece fiyatlar genel seviyesi artmış olur.

 

2.Rasyonel Beklentiler ve Phillips Eğrisi:Yeni Klasik Görüş

 

Rasyonel Beklentiler varsayımının temelleri 1930’lu yıllara, Stockholm Beklentiler Okulu’nun çalışmalarına kadar uzanır. Bu okul, geleceğe yönelik beklentilerin şimdiki ekonomik değişkenleri ve politikayı nasıl etkilediğini formüle eden iyi bir metod ortaya koymaya çalışıyordu. 1961’de John Muth, okul ile başlayan bazı fikirleri sürdürerek mikro ekonomik problemlerin çözümüne yönelik olarak rasyonel beklentiler varsayımını kullandı.

 

Muth’un 1961’deki makalesi yayınlanmadan önce ekonomistler, genellikle bireylerin şimdiki ve geçmiş bazı fiyatların ortalamasını alarak gelecekteki fiyatları tahmin ettiklerini varsayan modeller kuruyorlardı. Fakat bu modellerde ne ortalamanın nasıl seçildiği açıktı, ne de bu metod bir bütün olarak sağlam temellere dayanıyordu. Sadece makul gözüktüğü için  kullanılıyordu[5]. Muth, bireylerin beklentilerini mevcut tüm bilgiyi kullanarak oluşturduklarını ve bu beklentilerin gelecek olayların bilinen tahminleriyle ve ekonomik teoriden türetilenlerle aynı olacağını kanıtlamaya çalıştı. 1970’lerin başında Robert Lucas, Thomas Sargent ve Neil Wallece Muth’un bireysel piyasalara yönelik olan fikirlerini makro ekonomik analize taşıdılar ve rasyonel beklentiler varsayımının makro ekonomik modeller için can alıcı bir etkiye sahip olduğunu kanıtlamaya çalıştılar.

 

Yeni klasik iktisatçılar tarafından makro ekonomik analize kazandırılan rasyonel beklentiler varsayımı, aslında monetaristlerin kısa dönemde Phillips ilişkisinin geçerli olduğu, uzun dönemde bu ilişkinin kaybolduğu şeklindeki yorumlarına neden olan uyarlanabilir beklentiler varsayımına bir tepki olarak ortaya çıktı[6]. Uyarlanabilir beklentiler varsayımına göre beklentiler geçmiş dönem verilerinden hareketle oluşturulur, beklentilerin oluşturulmasında cari dönem verileri kullanılmaz[7]. Rasyonel beklentiler varsayımına göre ise, kıt olan bilgi değerlidir ve israf edilemez. Beklentiler oluşturulurken sadece geçmiş döneme ait bilgiler değil, cari dönem bilgileri de kullanılır. Beklentilerde sistematik hata söz konusu değildir, yani bireylerin tümü ısrarla aynı hatayı yapmazlar, yapılan hatalar önceki dönemlerdeki tahmin hatalarından bağımsızdır[8]. Yeni Klasik iktisatçılar rasyonel beklentiler varsayımının terk edilmesi durumunda, istenilen sonuca ulaşmak üzere bireylerin davranışlarıyla ilgili her türlü keyfi varsayımın yapılabileceğine inanırlar ve Keynesgil sistemi bu özelliğe sahip olduğu gerekçesiyle eleştirirler.

 

Yeni Klasiklerin Phillips eğrisi analizlerinde rasyonel beklentiler yanında kullandıkları diğer bir önemli varsayım, ücret ve fiyatların esnekliğidir. Tüm ücret ve fiyatların aşağı ve yukarı doğru esnek olması, ekonominin Walrasgil mikro genel denge analizi çerçevesinde, miktar ayarlamaları yanında fiyat ayarlamaları sonucu kısa dönemde dahi kendiliğinden tabii işsizlik oranında dengeye gelmesini sağlar.

 

Rasyonel beklentilerle ve ücret ve fiyat esnekliğiyle çalışan Yeni Klasik okulun Phillips eğrisi analizi, Friedman-Lucas arz eğrisi yardımıyla açıklanabilir[9]. Bu açıklama aynı zamanda Monetarist sistemle Yeni Klasik sistemin ve dolayısıyla rasyonel beklentilerle uyarlanabilir beklentilerin karşılaştırılmasına da olanak tanır.

 

Aşağıdaki şekilde Monetarist modelin kısa dönemli arz eğrisi AS0(P0e)’dir. Parantez içindeki terim işçilerin fiyat beklentilerini yansıtır ve fiyat beklentileri değiştiğinde arz eğrisinin de kayarak pozisyon değiştireceğini gösterir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                           Şekil 2:Friedman-Lucas Arz Eğrisi

 

Beklenen daha yüksek fiyatlar (P1e>P0e) arz eğrisini yukarı kaydırarak AS1(P1e) konumuna getirir. Friedman-Lucas arz eğrisinin konumu, işçilerin fiyat beklentileri tarafından belirlenir.

 

           QN:tabii işsizlik oranına karşılık gelen reel gelir

           Q   :gerçekleşen reel gelir

           P   :gerçekleşen fiyatlar genel düzeyi

           Pe :beklenen fiyatlar genel düzeyi olmak üzere;

 

                             Q = QN + h ( P – Pe )’ dir.

 

Eşitliğe göre Q, sadece gerçekleşen fiyatlar beklenen fiyatların üzerine çıktığında QN seviyesini aşabilir. Pe’nin üzerindeki fiyat fazlalığı fiyat sürprizi olarak adlandırılır.

 

Modelin Friedman versiyonu işçilerin kısa dönemli fiyat beklentisi yanılgılarını, Lucas versiyonu ise işçilerin de tıpkı işverenler gibi rasyonel olduklarını vurgular. Gerek işçiler, gerekse işverenler piyasalarda belirlenen fiyat tahminlerini mümkün olan en iyi şekilde oluşturmak için rasyonel beklentileri kullanırlar. Rasyonel beklentiler varsayımına göre sürpriz politikalar dışında h’nin alacağı değer sıfırdır. Dolayısıyla kısa ve uzun dönemde toplam arz eğrisi tabii işsizlik oranına karşılık gelen reel gelir seviyesinde yatay eksene diktir. Bu varsayımların bir sonucu olarak Yeni Klasik sistemde kısa dönemde dahi enflasyonla işsizlik arasında bir trade-off yoktur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil 3:Ücret ve Fiyat Esnekliği Altında Rasyonel Beklentiler ve Phillips Eğrisi

 

Yeni Klasiklere göre işsizlikle enflasyon arasında sadece, fiili enflasyon beklenen enflasyondan farklı olduğunda bir ilişki söz konusu olabilir. Oysa rasyonel beklentiler varsayımı, enflasyon düşüyorken enflasyonist beklentilerin çok yüksek olmasını veya enflasyon artıyorken enflasyonist beklentilerin çok düşük olmasını engeller. İşçiler en son verileri ve en iyi mevcut ekonomik modelleri kullanarak enflasyon tahminlerini daima mümkün olan en iyi şekilde yaparlar. Beklentilerin rasyonel olması durumunda gerçek ve beklenen enflasyon arasındaki fark tamamen rastlantısal olur. Böylece önceden tahmin edilemeyen şoklar ve rastlantısal hatalar dışında işsizlik daima tabii işsizlik oranı seviyesinde kalır, üretim ve istihdam kaybı yaşanmadan enflasyon azaltılabilir.

 

3. Yarı Rasyonel ve/veya Rasyonel Beklentiler:Yeni Keynesgil Görüş

 

Yeni Klasiklerin Keynesgil sisteme yönelik eleştirileri 1970’lerde had safhaya ulaşmıştı. Bu eleştiriler özellikle iki noktada  toplanıyordu[10].

 

-Keynesgil analiz, piyasa dengesizliği varsayımını destekleyecek mikro temellerden yoksundu. Oysa Yeni Klasikler geçerliliği tartışma konusu olsa bile, piyasaların eşanlı dengesini; ücret ve fiyatların esnekliği, tam rekabet şartlarının geçerliliği ve Walrasgil mezatçı yerine koydukları rasyonel beklentiler varsayımlarına dayanarak açıklıyorlar, böylece makro analizlerini tutarlı mikro temellere dayandırmış oluyorlardı.

 

-Rasyonel beklentilerle çalışan Yeni Keynesgillere göre, Keynesgil modellerde beklentilerin oluşumuyla ilgili varsayımlar optimizasyon ilkelerine aykırıydı.

 

Keynesgil iktisatçılar 1980’lerden itibaren bu eleştirileri bertaraf etmek ve optimizasyon ilkelerine uygun davranan ekonomik birimlerin kararlarının nasıl ücret ve fiyat rijiditelerine neden olacağını göstermek üzere, rasyonel ve yarı rasyonel beklentilerle çalışan modeller kurdular. Yeni Keynesgil iktisatçıların bazı modellerinde rasyonel beklentileri kullanmalarının nedeni; rasyonel beklentileri gerçekçi bulmaları değil, Yeni Klasik görüşün önemli bir eleştiri kaynağını ortadan kaldırmak, beklentiler rasyonel olsa dahi makro ekonomik politikaların reel etkilerinin olabileceğini kanıtlamaktı. Yeni Keynesgil görüşün önde gelen isimlerinden biri olan Stanley Fischer, kurduğu bir modelde para politikasının etkinliğini beklentilerdeki yanılgıdan ziyade ücret ve fiyat esneksizliklerine bağlamak için rasyonel beklentileri kullanmış, beklentiler rasyonel olsa bile, uzun dönemli nominal ücret sözleşmelerinin varlığı durumunda para politikasının reel gelir ve istihdamı etkileyebileceğini göstermiştir[11].  Bu modelde para politikasının etkinliği bireylerin aldatılmış olmasına bağlı değildir, önceden tam olarak tahmin edilen politikalar bile, ücret sözleşmesi yapıldıktan sonraki bilgiye dayandığı için üretim ve istihdamı etkileyebilir. Bu fikrin dayanak noktası, ücret sözleşmelerinin nominal terimler dikkate alınarak ve para otoritesinin ekonomik durumdaki değişikliklere tepki gösterebileceğinden daha uzun bir zaman dönemi için yapılıyor olmasıdır.

 

Yeni Keynesgil iktisatçıların bir diğer kısmı rasyonel beklentiler yerine yarı rasyonel beklentileri kullanırlar. Yarı rasyonel davranış; maksimizasyon ilkeleriyle birebir uyuşmayan, suboptimal olan, fakat bireylerin fiyat değiştirmenin maliyetlerinden daha küçük maliyetlere katlanmasını sağlayan davranıştır[12]. Bir şok karşısında ücret ve fiyatların derhal değiştirilmemesi, teknik ifadeyle tembel olması, firma için maliyetli olabileceğinden yarı rasyonel bir davranış olabilir. Ücret ve fiyat ayarlamaları yavaş olan, suboptimal biçimde davranan firmalar, optimizasyon ilkelerine uygun davranmaları durumuna göre kar kaybına uğramış olabilirler. Fakat bu yarı rasyonel davranışlar, firmaların rasyonel davranışlarına nispeten ‘çok küçük’ bireysel kayıplara yol açar. Buradaki küçük kavramının anlamı; tam maksimizasyonun gerçekleşmiş olduğu bir uzun dönem dengesini bozan talep şokunun, tembel ücret ve fiyat belirleme davranışı sergileyen firmalara yükleyeceği zararın ikinci derecede (second order) olmasına rağmen, üretim ve istihdam üzerinde birinci derecede (first order) değişikliklere yol açabilir olmasıdır.

 

Akerlof ve Yellen’in kurdukları yarı rasyonel beklentilerle çalışan modelde, eksik rekabet altında yarı rasyonel ücret ve fiyat belirleme davranışının firmaya maliyeti rasyonel olmama durumuna göre küçük, ancak toplam ekonomiye üretim ve istihdamı arttırma yoluyla sağlayacağı kazançlar büyüktür[13].

 

Yeni Keynesgillere göre tıpkı Monetarist görüşte olduğu gibi kısa dönemde işsizlikle enflasyon arasında bir trade-off mevcuttur. Uzun dönemde ise Histeresiz etkisini kabul edenler dışındakiler, Phillips eğrisinin tabii işsizlik oranında yatay eksene dik olacağına inanırlar. Fakat uzun dönemde Phillips ilişkisinin ortadan kalkmasının nedeni; beklentilerdeki yanılgının düzeltilmesi değil, bütün ücret ve fiyatların esnek hale gelmesidir.

 

4.Heterojen Beklentiler:Post Keynesgil Görüş

 

Keynes’in fikirlerini en iyi temsil ettiklerine inanan Post Keynesgiller, geleceğin belirsizliğini kabul ederler ve rasyonel beklentiler varsayımını gerçeklere aykırı bulurlar[14]. Onlara göre, gerçek dünyada bireyler geçmiş bilgilerden hareketle geleceğe yönelik tahminler yaparlarken mevcut tüm bilgileri elde edememe güçlüğüyle karşı karşıyadırlar. Yaşanmış tarihsel örneklerden hareketle geleceğin görülebileceğini, ekonomik sürecin tutarlılık ve düzenlilik içinde devam edeceğini varsaymak gerçekçi değildir. Bireylerin herhangi bir seçimlerinin bütün olası sonuçlarını açıkça belirleyebilmeleri ve bu sonuçlara ilişkin tercihlerini sıralayabilmeleri çok zordur.

 

Post Keynesgiller geçmişin bugünkü ve yarınki olayların seyri hakkında bilgi vermediği, belirsizliğin hakim ve beklentilerin heterojen olduğu ergodic bir dünya görüşünü kabul ederler. Ergodic dünyada farklı bireyler, geçmiş bilgilerden ve tarihsel piyasa verilerinden hareketle gelecek için güvenilir tahminler yapmak konusunda farklı beceri ve yeteneğe sahiptirler. Beklentilerde yanılma, geleceği doğru tahmin edememe her zaman gerçekleşmesi mümkün bir durumdur.

 

Post Keynesgiller heterojen beklentiler yanında ücret ve fiyatların rijitliği, yatırımların değişkenliği, paranın ve sözleşmelerin, ekonomik ve politik kurumların ekonomik hayata etkisi, para arzının endojenliği, mantıksal zaman yerine tarihsel zamanın geçerliliği, gelir dağılımının büyüme üzerine etkisi, dengesizliğin genel durum oluşu varsayımlarını kabul ederler. Tüm bu varsayımların birleşmesi sonucu Post Keynesgil görüşte gerek kısa gerekse uzun dönemde orijine dış bükey Phillip eğrisinin varlığı kabul edilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil 4:Heterojen Beklentiler ve Phillips Eğrisi

 

 

Şekilden de görüldüğü üzere uzun dönemde Phillips eğrisi kısa döneme kıyasla daha dik bir konum almakta, ancak hiçbir zaman yatay eksene dik olmamaktadır[15]. Phillips eğrisinin zaman içinde eğiminin artmasında ücret rijitliğinin azalmasının önemi büyüktür[16].

 

SONUÇ

 

Monetarist görüşte uyarlanabilir beklentiler varsayımına göre işverenler gerek kısa gerek uzun dönemde fiyat artış tahminlerinde yanılmamakta, işçiler ise kısa dönemde yanılarak  gerçekleşecek fiyat artışlarını  fiili fiyat artışlarının gerisinde tahmin etmektedirler.   Buna göre Phillips eğrisi kısa dönemde orijine dış bükey, işçilerin beklentilerinin gerçeğe uyarlandığı uzun dönemde ise yatay eksene diktir.

 

Rasyonel beklentilerle çalışan Yeni Klasiklere göre işçiler de tıpkı işverenler gibi kısa dönemde dahi beklentilerinde yanılmazlar. Şok bir politika değişikliği dışında Phillips eğrisi daima tabii işsizlik oranında yatay eksene diktir.

 

Yarı rasyonel ve gerçekçi bulmamalarına rağmen rasyonel beklentilerle çalışan modeller kuran Yeni Keynesgiller ise kısa dönemde orijine dış bükey, uzun dönemde ise (Histeresizi kabul edenler dışındakiler) yatay eksene dik bir Phillips eğrisinin varlığını kabul ederler. Phillips eğrisinin varlığı ve eğimi açısından Monetarist görüşle Yeni Keynesgil görüş aynı sonuca ulaşmaktadır. Ancak sonucun arkasındaki yorumlar ve varsayımlar çok farklıdır. Phillips ilişkisinin uzun dönemde ortadan kalkmasının nedeni Monetarist görüşte beklentilerdeki yanılgının düzeltilmesi, Yeni Keynesgil görüşte ise ücret ve fiyatların esnek hale gelmesidir.

 

Heterojen beklentilerle çalışan Post Keynesgiller ise uzun dönemde ücret ve fiyat esneksizliğinin bir ölçüde azalmasıyla Phillips eğrisinin daha dik bir hal alacağını, ancak hiçbir zaman yatay eksene dik olmayacağını kabul ederler.

 

 


Kaynakça

Akerlof George A., Yellen Janet, ‘A Near-Rational Model of the Business Cycle, with Wage and Price Inertia’, Quarterly Journal of Economics, 1985.

Baumol William J., Blinder Alan S., Economics Principles and Policy, 4th.ed., Harcourt Brace Jovanovich Press, New York, 1988.

Chrystal K.A., Controversies in Macroeconomics, 2.nd.ed., Great Britain, 1971.

Colander David, Macroeconomics, Foresman and Company, London, 1986.

Ehrenberg Ronald G. and Smith Robert S. , Modern Labor Economics:Theory and Public Policy, 3rd.ed., IL:Scott, Foresman and Company, Glenview, 1988.

Fischer Stanley, ‘Long-term Contracts, Rational Expectations and the Optimal Money Supply Rule’, Journal of Political Economy, February, February, 1977.

Friedman Milton, ‘Inflation and Unemployment’, The Journal of Political Economy, Vol.85, No.3, Jun., 1977.

Gordon Robert J. , Macroeconomics, 5th.ed., Harper Collins Publishers, 1990.

Hsing Yu, ‘On the Relationship Between Inflation and Unemployment:New Evidence from Six Industrialized Nations’, Journal of Post Keynesian Economics, Vol.12, No.1, Fall 1989.

Mc.Callum B. T., The Monetary Economics Theory and Policy, Macmillan Publishing Company, New York 1989.

Ragan James F., Thomas Lloyd B., Principles of Economics, Harcourt Brace Jovanovich Press, New York, 1990.

Snowdon Brian, Vane Howard, Wynarczyk Peter, A Modern Guide to Macroeconomics, Edward Elgar Publishing, Cheltenham, 1996.

Torr Christopher Torr, Equilibrium, Expectations and Information on a Study of the General Theory and Modern Classical Economics, Westview Press, Colorado, 1988.

Williams Edward E., Findlay M. Chapman , ‘Risk and the Role of Failed Expectations in an Uncertain World’,  Journal and Post Keynesian Economics, Vol.IX, No.1, Fall 1986.



[1] William J. Baumol, Alan S. Blinder, Economics Principles and Policy, 4th.ed., Harcourt Brace Jovanovich Press, New York, 1988, s.85.

[2] James F. Ragan, Lloyd B. Thomas, Principles of Economics, Harcourt Brace Jovanovich Press, New York, 1990, s.174.

[3] Milton Friedman, ‘Inflation and Unemployment’, The Journal of Political Economy, Vol.85, No.3, Jun., 1977, s.466.

[4] Edward E. Williams, M. Chapman Findlay, ‘Risk and the Role of Failed Expectations in an Uncertain World’, Journal and Post Keynesian Economics, Vol.IX, No.1, Fall 1986, s.35.

[5] David Colander, Macroeconomics, Foresman and Company, London, 1986, s.321.

[6] Christopher Torr, Equilibrium, Expectations and Information on a Study of the General Theory and Modern Classical Economics, Westview Press, Colorado, 1988, s.91.

[7] K.A. Chrystal, Controversies in Macroeconomics, 2.nd.ed., Great Britain, 1971, s.73.

[8] B. T. Mc. Callum, The Monetary Economics Theory and Policy, Macmillan Publishing Company, New York 1989, s.143.

[9] Robert J. Gordon, Macroeconomics, 5th.ed., Harper Collins Publishers, 1990, s.200-201.

[10] Brian Snowdon, Howard Vane, Peter Wynarczyk, A Modern Guide to Macroeconomics, Edward Elgar Publishing, Cheltenham, 1996, s.188-215.

[11] Stanley Fischer, ‘Long-term Contracts, Rational Expectations and the Optimal Money Supply Rule’, Journal of Political Economy, February, February, 1977, s.1-20.

[12] George A. Akerlof and Janet Yellen, ‘A Near-Rational Model of the Business Cycle, with Wage and Price Inertia’, Quarterly Journal of Economics, 1985, s.45.

[13] George A. Akerlof and Janet Yellen, a.g.m., s.44-48.

[14] Edward E. Williams, M. Chapman Findlay, a.g.m., s.36.

[15] Yu Hsing, ‘On the Relationship Between Inflation and Unemployment:New Evidence from Six Industrialized Nations’, Journal of Post Keynesian Economics, Vol.12, No.1, Fall 1989, s.98-107.

[16] Ronald G. Ehrenberg and Robert S. Smith, Modern Labor Economics:Theory and Public Policy, 3rd.ed., IL:Scott, Foresman and Company, Glenview, 1988, s.627-628.