Kapat (x)

Değerli Yazarlarımız ve Ziyaretçilerimiz,

Ocak 1998 yılından bu yana Türkiye' nin İLK Hakemli İnternet Dergisi olan Mevzuat Dergisi yıllardır sayısız akademik araştırmaya ve makaleye yer vererek Türkiye' de bilimin gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Takipçilerinin de bildiği gibi Mevzuat Dergisi bir süredir gayrifaal duruma düşmüş olup son sayısını Haziran 2013 tarihinde çıkartmıştır. Başar Mevzuat olarak yol açmış olduğumuz elektronik yayıncılık günümüzde ülkemizde önemli noktalara gelmiş olup Mevzuat Dergisi bu yönden misyonunu tamamlamıştır.

Mevzuat Dergisi 31.10.2017 tarihine kadar sadece dergi yazarlarımızın yazdıkları makalelerine erişebilmesi ve gerekli yedeklerini alabilmesi amacıyla yayında kalacak olup bu tarihten sonra yayın hayatını sonlandıracaktır.

Bu gune kadar bize gostermis oldugunuz ilgi icin tesekkur ederiz.

Mevzuat Dergisi - Iletisim: info@mevzuatdergisi.com

 

 YIL: 11

SAYI: 124

NİSAN 2008

 

 

önceki

yazdır

 

 

Av.Esin TOPAL

 

 

  

AİLE MAHKEMELERİNDE UZMAN RAPORUYLA ÇÖZÜMLENECEK SORUNLAR VE USUL


GİRİŞ

 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdikten sonra 4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu yürürlüğe girmiştir.9.1.2003 tarih ve 4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun  gereğince, Aile Hukukundan kaynaklanan dava ve işleri görmek üzere, sadece bu tür uyuşmazlıkları incelemekle görevli , özel ihtisas mahkemeleri niteliğindeki aile mahkemeleri kurulmuştur.

Türk Medeni Kanununda yapılan değişiklilerin bütünlüğü içinde Aile Mahkemelerinin kurulması girişimi önemli bir adımdır.Toplumun temeli olan ailenin tüm süreçlerinde yaşanabilecek olumsuz olayların, çatışma ve sorunlarının bir uzmanlık mahkemesinde ele alınması ve koruyucu, önleyici ve geliştirici yaklaşımlarla karar alınmasının sağlanması ileri bir düzenlemedir.

Ülkemizde, yargının çok yavaş işlediği, mahkemelerin ağır iş yükü altında oldukları ve hakimlerin, özel ve titiz bir inceleme yapmaları gereken aile hukuku uyuşmazlıklarında gereken önemi veremedikleri bilinen bir gerçektir.

Aile Mahkemeleri, Aile Hukukunun uygulanmasında çok önemli bir yere sahiptir.Aile Hukukundan doğan bütün uyuşamazlıklar,nişanlanmadan başlayarak,evliliğin bitimine, iptaline, boşanmaya, evliliğin hükümlerine, velayete, soybağına, vesayete ilişkin çeşitli konular aile mahkemelerince ele alınacaktır.Aile Mahkemesi hakimi bu tür davalarda yalnız hukuku uygulamakla kalmayıp, bu uyuşmazlıkları çözerken gerekli gördüğü takdirde uzman kişilerin görüşlerine de başvurabilir.Bunlar Mahkemelerde görevlendirilen Psikolog, Pedagog, Sosyal Çalışmacı’dır.Böylece; Aile Mahkemeleri, yargılama görevini yanında toplumun temeli olan ailenin korunmasına yönelik koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alınmasını da sağlayacaktır.

 

 

I-)AİLE MAHKEMELERİNDE UZMANLARIN ROLÜ

        

Aile mahkemelerindeki uzmanların görevleri 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5,6 ve 7.maddelerinde tanımlanmıştır. Kısaca değinmek gerekirse uzmanlar;

a)Eşler arasındaki uyuşmazlık nedenlerinin saptanması,

b)Küçükler hakkında koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alınması

c)Eş ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunların saptanarak sulh ile çözümünün sağlanmasına yardımcı olurlar.

Bu amaçla uzmanlar belirlenen gün ve saatte bireysel ve eşlerle birlikte, varsa çocukları ile de bireysel görüşmeler yapmakta, düzenledikleri rapor ile hakime karar verme sürecinde görüş bildirmektedir.

Bu süreç içerisinde görüşmeler bireysel yada eşlerle birlikte yapılabilir.Görüşmeleri yürütmek ve amacına uygun olarak sonuçlandırmak donanım eğitim ve deneyim gerektirmektedir.Yaşam koşullarını görmek ve gözlemlemek, ailenin kurulma özgeçmişinden, yaşadıkları dönemsel sorunlara kadar öykülerini dinleme ve anlama sorumluluğu taşımaktadır.Gözlem, etkileşim ve teşvik etme rolleri görüşmenin önemli sorumluluklarındandır.

Eşlerle birlikte görüşme sırasında da eşlerin kendini, ilişkisini ve evlilik birliğini gözden geçirmesi, fark etmesi tekrar ele alınmış olur. Birlikte görüşme tarafların duygu ve düşüncelerini birbirine karşı ifade etmesi için uygun bir ortamdır ve bu ortamın değerlendirilmesi, amacına uygun kullanılması önemlidir.

         Uzmanlar görüşmelerini gizlilik içinde yapmalıdırlar.Uzmanlar eşlerle,mesleki sorumluluklarını göz ardı etmeden, eşlerin ve çocukların gereksinimlerini esas alarak, onlara zarar vermekten kaçınarak, saygı, güven, gizlilik ve özel hayatın korunması, elde edilen bilgilerin sorumlu bir biçimde kullanılması temeline dayalı ilişkiler kurar ve sürdürür.Gizliliğin kapsamı;

         a)Uzman, çalışması boyunca hizmet verdiği kişi ve kurumlardan edindiği bilgileri gizli tutmakla yükümlüdür.

         b)Uzman görüşme yaptığı kişiye gizlilikle ilgili sınırları belirtir.

         c)Uzman elde ettiği gizli tutulması gereken bilgileri gerekirse isim ve ayrıntı vermeden, bilimsel ya da profesyonel amaçlar için profesyonel kişilerle paylaşabilir.

         d)Uzman kişiye özgü bilgileri, o kişi yada kurumun yada velayet sahibinin iznini aldıktan sonra ilgili yetkililere verebilir.[1]

 

II-)AİLE MAHKEMELERİ BÜNYESİNDEKİ UZMANLAR            

 

A)GENEL OLARAK         

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5.maddesi aile mahkemeleri bünyesinde bulunan uzmanları düzenlemiştir.Fakat aile hukukunda uyuşmazlıkların çözümünde, mahkemece uzman yardımından yararlanılması, 4787 sayılı kanunla ilk kez getirilen bir kural değildir.TMK’nın 195.maddesinde evlilik birliğinin korunmasına ilişkin olarak, hakimin, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarması, onları uzlaştırmaya çalışması ve eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımını isteyebilmesi öngörülmektedir.Ayrıca evlat edinmeyle ilgili olarak öngörülen usul hükümleri

çerçevesinde, TMK’nın 316.maddesinde, evlat edinmeye ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasında, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verileceği öngörülmektedir. Bu uzmanları kısaca açıklayacak olursak;

 

a-)Sosyal Çalışmacı:

Sosyal çalışmacıya sosyal hizmet uzmanı da denilmektedir.Sosyal Çalışmacı insanların hayatıyla ilgili çalışma yapar.Zihinsel hastalıkların ve uyumsuzlukların, kişisel ve sosyal sorunların çözümlenmesi için tedavi uygulanmasını sağlar.Rahatsızlığı meydana getiren faktörleri ortaya çıkarmak için kişilerin sosyal durumlarını inceler, problemleri çözmek için çaba harcar, gerekli sosyal servislerle ilişki kurar, kişiye ve aileye uygulanacak ihtiyaç ve bakımı tespit eder.

         Sosyal çalışmacını görevleri;

1-Muhtaç kimsesiz çocuların,bir yetiştirme yurduna ve aile yanına konulmalarına yardımcı olarak, bunların durumlarını takip etmek,

2-Değişik nedenlerle sosyal sorunlar içerisindeki yaşlıların bir bakım evin yerleştirerek bakımlarının sağlanması çalışmalarını yapmak,

3-Başta gecekondular olmak üzere geri kalmış kırsal kesimdeki kişilerin sosyal ihtiyaçlarını belirlemeye çalışarak karşılanmasına katkıda bulunmak,

4-Yoksul kimselere, temel gereksinimlerinin karşılanması konusunda kaynak bulmaya çalışmak ve katkıda bulunmak

5-Çalıştığı kurumlarda kanunlarla verilen görevleri yapmak.[2]

 

b-)Pedagog:

         Pedagog, eğitim bilimi uzmanıdır.Daha çok çocuklarla ilgili çalışmalar yapar.Çocukların sosyal problemlerinin çözümüyle ilgilenir.

         Pedagogların görevleri;

1-Çocuğun sorunlarıyla ilgili olarak, nedenlerini araştırır ve bünyeye uygun çözüm önerileri geliştirir,

2-Ele aldığı çocuk grubunun düzeyine uygun çalışmalar yapar,

3-Alanı ile ilgili gelişmeler izleyerek, yeni çözüm yöntemlerini dikkate alır

4-Çalıştığı kurumlarda kanunlarla verilen görevleri yapmak.[3]

 

c-)Psikolog:

         Psikolog bireylerin, duygu ve düşüncelerini, davranışlarını, zeka ve yeteneklerini anlamaya çalışarak, onların davranışlarının düzeltilmesine  ve geliştirilmesine katkıda bulunur.İnsan davranışlarıyla oluşan sosyal olayları, bireyin çevresiyle ilişkilerini,çevreye uyum sürecini bu ilişkilerdeki uyumsuzlukları inceler;sorunları belirlemeye çalışarak, çözüm yolları sunar.

1-Psikolojik sorunu olan kişiyi araştırma yöntemlerini de kullanarak inceler, sorunları ve kaynağını bulmaya çalışır,

2-Çalıştığı kurumdaki ele alınacak kişilerin sosyal durumlarını belirleyerek sağlığını iyileştirici, koruyucu ve geliştirici çalışmalar yapar,

3-Değişik görüşme tekniklerini kullanarak kişinin sorunlarının nedenlerini görmesini sağlayarak, çözümüne yardımcı olur.

4-Çalıştığı kurumlarda kanunlarla verilen görevleri yapmak.[4]

 

B)UZMANLARIN NİTELİKLERİ

 

         Her aile mahkemesinde birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı bulunacağı 4787 sayılı Aile Mahkemeleri ile ilgili Kanunun 5.maddesinde belirtilmiştir.Aile mahkemelerinde çalışacak uzmanlar Adalet Bakanlığınca atanır.Uzmanın evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurması ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olması tercih sebebidir.Fakat bu şartları taşıyan uzmanların bulunmaması durumunda alanında kariyer sahibi serbest çalışan uzmanların atanması mümkündür.Nitekim aynı maddenin son fıkrasında da bu görevlilerin bulunmaması, iş durumlarının müsait olmaması veya görevin bunlar tarafından yapılmasında hukuki veya fiili herhangi bir engel bulunması yada başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması hallerinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan veya serbest meslek icra edenlerden yararlanabileceği belirtilmiştir.

 

III-)AİLE MAHKEMELERİNDE SORUNLARIN TESPİTİ VE YARGILAMA USULÜ

 

         Aile mahkemelerinde yargılama usulü:

         1- Aile mahkemelerinde re’sen gözetlenecek olan konularda taraflar arasında kesin delil sistemi işletilmemelidir. Örnek olarak velayet düzenlemelerini gösterebiliriz.Bu konuda Mahkeme davanın her aşamasında delil araştırması ve incelemesi yapabileceği gibi,tarafların ileri sürecekleri yeni iddiaları da davanın uzamasına yönelik olmamak kaydıyla inceleyebilir. Bu konuda uzmana da başvurabilir.

 

         2- Kamu düzeni veya toplum menfaatini  doğrudan ilgilendirmeyen konularda taraflar kendilerine verilen kesin süreler içinde mutlaka delilleri tamamlamak ve iddialarını ispat etmek zorundadırlar.

 

         3- MK. 184.m salt boşanma davalarında uygulanmak üzere farklı bir düzenleme getirmiştir.Bu madde hükümlerine göre;

         -Davada ortaya çıkan olguların varlığı hakim tarafından vicdanen inandırıcı bulunmalı

         -Tarafların ikrarı hakimi bağlamaz.

         -Boşanma davalarında yemin teklif edilemez.

         -Deliller hakim tarafından serbest bir şekilde değerlendirilir.

         -Boşanmanın mali sonuçları olan kısımları hakkında tarafların anlaşmaları hakim tarafından uygun bulunacak.

         -Ancak talep halinde duruşma gizli yapılabilir.Almanya’da evliliğe ilişkin yargılamalar aleni değildir.[5]

MK.184 ile getirilen bu delillendirme usulü doktrinde vicdani delil sistemi olarak anılmaktadır.

Usul Hukukumuzun dışında özel düzenleme ile getirilen 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun hükümleri de aile mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.Bu kanun gereği alınan ve uygulanan kararlar yargılama aşamasında kesin delil oluşturmaktadır.Bu sisteme göre Aile mahkemelerinde yargılama şu aşamalardan oluşmalıdır:

1.Aşama:Tarafların dava ve davaya cevap dilekçeleri karşılıklı olarak cevaplanıp dosyaya alınmalı

2.Aşama:Tarafların dava dilekçesi, davaya cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi ile tarafların sorunları tespit edilemiyorsa mahkeme uzman görevlendirerek tarafların

sorunlarının tam olarak ne olduğunu tespit etmelidir.

3.Aşama:Bu aşamada Aile Mahkemesi uzlaşma sağlanabilecek konularda uzlaşmaya, aile birliğinin ve çocukların yararı açısından barışmaya davet eder.(Sulhe teşvik)

4.Aşama:Barışmaları için makul bir süreyi değerlendiremeyen eşlerin sadece çekişmeli olarak  kalan sorunlarında delilleri toplanıp yargılamaya geçilir.

 

IV-)UZMAN ÇALIŞTIRMA VE SORUNLARIN TESPİTİNDE UZMANLARIN GÖREVLERİ

 

         Toplumun en temel sosyal birimi olan ailenin sorunlarının sosyal bilimlerle ilgilenen uzmanların yardımıyla çözülmesi gerekir. Aile mahkemelerinde görülmekte olan bazı davalarda uzman araştırmasına mutlaka ihtiyaç vardır.4787 sayılı kanunun 5.maddesinde uzman görüşünün alınmasının hakimin takdirine bırakılmış olması bu gerekliliği ortadan kaldırmaz.

         Uzman araştırmasına gerek duyulan en önemli konular velayet, evlat edinme, evlenmeye izin davalarıdır.

 

 

A)VELAYET

 

a)Genel Olarak

Medeni Kanunun 335 - 351.maddeleri arasında düzenlenmiştir. Velayet bir çekirdek aile kurumudur.Dolayısıyla  velayeti çocukla ana – baba arasında doğumla hukuki bağ olarak açıklayabiliriz.

MK. 335 ana-babaya çocuk üzerinde tartılmaz bir hak tanımıştır.Çocuğun ana-babadan alınamaması, çocuğa isim verilmesi, çocuğun onları dinlemek zorunda olması ve tedip hakları gibi hakları sayabiliriz.

Çocuğun bakımı, barınması ve öğretim  görmesinin sağlanması konuları velayet görevinin gereğidir.MK’nın nesep ve velayet hükümleri gereği velayet sahibi ana-baba çocukların bakım ve eğitimi konusunda  çocuğun menfaatlerini göz önüne alarak gerekli kararları alır ve uygularlar.

Çocuk Hakları Sözleşmesiyle de yukarıda belirtilen hak ve ödevler garanti altına alınmıştır. Bu sözleşmeye göre devlet ana-babanın velayet hak ve görevlerini kullanma ve yerine getirmede ana-babanın yardımcısı ve haklarının teminatı olarak görülmektedir.

 

b)Velayet Sorunlarının Uzman Raporuyla  Çözümlenmesi

Uygulamada velayet sorunları değişik şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

1-)Boşanma için yargıya gelen eşler her zaman ve çekinmeden müşterek çocuklarını birbirlerine karşı silah olarak kullanmaktan çekinmemektedirler. Böyle durumda sakin ve makul düşünmeleri ve değerlendirme yapmaları imkansız olmaktadır. Görevlendirilecek uzmanlar önce tarafları kısmen de olsa rehabilite ederek gerçeğe görmesi sağlanmalı. Hangi tarafın çocuk lehine daha iyi velayet etmesi beklenebilir  olduğunun tespit edilmesi için görevlendirilen uzman, eşlerin problemlerinin çözümü yolunda teşvik ve uyarılarda da bulunmalıdır. Onlara psikolojik destek vermeli ve danışmanlık yapmalıdır. Uzman tespitleri  belli bir zaman dilimi içinde belirtmeli.Evliliğin çocuk yararı için gerekleri tespit edilip uzman tarafından uygulanmalıdır.

2-)Uzmanlar öncelikle tarafların dava aşamasında  içinde bulundukları ruhsal durumu tespit ederler.

3-)Tarafların evlilik öncesi dönemlerine dair önemli bulgular uzmanlarca bulunmalıdır.Evliliğin hangi sosyal olgu ve tabana dayandığı bilinmelidir.

4-)Uzmanlar tarafların yaşadıkları ev sosyal kesimleri ve geldikleri ailelerin sosyal seviye ve aidiyetlerini tespit etmelidirler.

5-)Uzmanlar her eşin işi ve mesleğini. Buna düşkünlüğünü, işinde başarı ve kabiliyetini ayrı ayrı incelemelidirler.

6-)Uzmanlar, halen mevcut ise tarafların müşterek konutlarını görmelidirler. Bu hem kendilerini mali durumları hakkında bilgi verir, hem de çocukların bakım ve gözetimine itina edilip edilmediğini gösterir.

7-)Uzmanlar,eşlerin çocukları ile terapi yapmalı, bunu en az birkaç seans tekrarlamalı, çocuğun hangi psikolojiye itildiğini, ana- baba ile olsa bağlarını, çocuğun okul ve çevresindeki davranışları araştırılmalıdır.

8-)Tarafların mali durumları  ve harcama alışkanlıkları uzmanlarca dosyadaki bilgilerle kıyaslanarak yorumlanmalıdır.

9-)Müşterek çocukların herhangi bir gelir veya mallarının bulunup bulunmadığının bilinmesi gerekir.

Saydığımız bu hususların tespit edilmesi için uzman görevlendirilmek zorundadır.Velayet davalarında tercihen sosyal çalışmacı görevlendirilebilir.Bu görevlendirme daha ziyade konu çocuk olduğu içindir.Eğer konu eşlerin sorunlarının tespiti ağırlıklı ise o takdirde psikolog  tercih edilmelidir.

Velayet sorunu Aile Mahkemesine mutlaka boşanma davası ile gelmez.Velayet davası mahkemeye velayetin kaldırılması(Velayetin Nez’i) veya değiştirilmesi davası şeklinde de gelebilir.Bu durumda taraflar daha önce boşanmış olmakla bir eşe velayet bırakılmış, ancak velayetin iyi ifa edilmediği iddia edilmiştir.Bu tür bir davada hakim uzman araştırmasını mutlaka yaptırmalı ve mümkün mertebe velayete konu çocuğu da dinlemelidir.

Medeni Kanun 348.m. velayetin kaldırılmasına ilişkin esasları düzenlemektedir. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi, eğitilmesi ve korunması için alınan tedbirler yetersiz kalmış, velayet hakkıyla ifa edilememiş veya kullanılamamış  ve çocuk aleyhine gelişmeler meydana gelmiş ise velayet tarafı değiştirilebilir.Bu durumlar ise mutlaka uzman tarafından tespit edilir.

Velayetin gereklerinin yerine getirilmemiş olması velayetin kaldırılmasını gerektirir. Velayete sahip olan tarafın evlenmiş olması velayetin kaldırılmasını gerektirmez.Yeni ailede velayet altındaki çocuğun benimsenme ve şefkat  derecesi uzmanlarca tespit edilmelidir.Netice itibarıyla velayetin her iki eski eşlerden alınması ve çocuğa vasi tayini mümkündür.

Velayet davaları Aile Mahkemelerine tespit mahiyetinde de gelebilir.Dava dilekçesinde bu şekilde yazılmasa  da bazı davalar tespit hükmü ile sonuçlanabilir.

Velayetin bir tarafa bırakılmasından sonra velayetin bir sonucu olarak tarafları sıkıntıya sokmayacak biçimde velayet verilmeyen tarafla çocuklar arasında şahsi ilişki bağı sağlanır.

Gerek velayetin  ilk düzenlenişinde gerekse velayetin kaldırılması bir yargılama sürecinden sonra ortaya çıkacaktır.İlk düzenlemede taraflardan her ikisinin psikolojik sorunları tespit edilir.Ya da boşanmaya sebep olan olayların velayeti engellemesi söz konusu olabilir.Böyle hallerde taraflardan hiçbirine velayet bırakılmaz .Durum sulh hukuk mahkemesine ihbar edilir.

5133 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş görev ve Yargılama Usullerine dair Kanunda değişiklik yapılması ilişkin kanunda vesayet işleri Aile mahkemelerinden alınmıştır.Yeni düzenleme ile aile sorunlarından doğan velayet işleri  sulh hukuk mahkemelerine bırakılmaktadır. Nitekim kayyım tayini de Sulh Mahkemesince gerçekleştirilir.

            Yeni Medeni Kanunumuz velayetin yürütülmesinde yeni bir sistem getirmiştir(MK.m.353).Bu madde ile evlilik  sona erdiğinde kendine velayet yükümlülüğü bırakılan eşe mahkemeye çocuğun malvarlığı ve malvarlığında meydana gelen değişiklikler hakkında rapor vermek yükümlülüğü getirmiştir.

 

B)EVLAT EDİNME

 

         a)Genel Olarak

         Çocuk Hakları Sözleşmesi 21.m.ile evlat edinmeye ilişkin genel esaslar düzenlenmektedir.Sözleşme ilkeleri şunlardır:

         1)Evlat edinme ancak yetkili makamın kararıyla, ana-baba ve diğer yakınların ilgilerine göre, kanuni temsilciler varsa onlarla birlikte yeterli görüşme yaparak ve onların görüşleri alınarak evlat edinme yönünde karar verir.Evlat edinmede varsa ana-babanın muvafakatı   mutlaka alınır.

         2)Yabancı ülke vatandaşı tarafından bir çocuğun evlat edinilmesi ancak kendi ülkesinde bakım ve yetiştirme için elverişli bir ortamın bulunmaması veya  yanına yerleştirilecek aile bulunmaması  hallerinde mümkündür.

         Yeni Medeni Kanunumuz Çocuk Hakları sözleşmesinin koyduğu ilkeleri benimsemiştir.Ancak ÇHS ile MK. Hükümleri arasında evlat edinmenin sosyal amaçları yönünden farklı bir durum söz konusudur.ÇHS  her şartta  çocuk menfaatini düzenler.MK. evlat edinme hükümleri hem küçüklerin menfaatlerini korumak ve yeni menfaatler kazandırmak hem de çocuğu olmayan insanların çocuk hasretini gidermek amacındadır.Bu itibarla  evlat edinmede iki yönlü araştırma yapılması gerekmektedir.MK:hükümlerinin evlat edinme kurumunu benimseme şeklini bilmek ve uzmanları bu hükümler ve Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri de gözetilerek araştırma ve inceleme yapılmalıdır.

         Eski MK.’ya göre mahkemeden alınacak(Sulh Mah.den) izinden sonra evlat edinilebilirdi. Yeni MK. 315.m ile mahkemenin evlat edinme kararı ile evlatlık ilişkisinin kurulmuş olacağını düzenleyerek ikili prosedür ortadan kaldırılmıştır.Bu durumda mahkemenin inceleme, araştırma ve yargılaması sonunda evlat edinme davasını kabul etmesi ile evlat edinmek isteyen ile evlat edinilecek olan arasında evlatlık işliksi kurulmuş olur. 

 

         b)Küçüklerin evlat edinilmesi

         Evlat edinilen ile evlatlık arasında18 yaş fark olmalıdır (MK 308/1) .

Evlat edinmek isteyen bir küçüğü evlat edinmek istiyorsa en az bir yıl süre ile küçüğe bakmış, eğitmiş ve gözetmiş olmalıdır(MK.305/1). Bu hükümle hem küçüğün geleceğine ilişkin veriler toplanır hem de evlat edinmek isteyenin maddi ve manevi anlamda küçüğü sağlıklı olarak yetiştirip yetiştiremeyeceği araştırılır.

MK eski evlat edinme yaşı olan 35 yaş şartını kaldırmış bulunmaktadır. Yeni

düzenleme ile evlat edinebilmek için otuz yaşı doldurmuş olmak  gerekmektedir.Eğer eşler evlat edinmek istiyorlarsa   en az beş yıldır evli olmaları şartı aranmaktadır.Eğer eşlerin evlilik süreleri 5 yıl olmadıysa her iki eşin otuz yaşını doldurmuş olup olmadıklarına bakılır.Bu şart gerçekleşmiş ise eşler evleneli 5 yıl olmadı ise de evlat edinebilirler.

         Beş yıldır evli olma şartının aranmayacağı bir diğer durum ise eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlat edinmesidir.Bu durumda evlat edinmek isteyen eş ya otuz yaşını ikmal etmiş olacaktır  ya da diğer eşle en az iki yıldan beri evli olmalıdır.Her iki ihtimalden birinin varlığı evlat edinme için yeterlidir.

         Evli olmayan bir kişi ise otuz yaşını doldurmuş olmakla evlat edinebilir(MK.307/1). Bu evlat edinme tek başına evlat edinmedir.

         Evlat edinmede asıl olan eşlerin ancak birlikte evlat edinmeleridir.Buna rağmen MK.bazı hallerde eşlerden birine tek başına evlat edinebilme imkanı vermiştir.Bunlar:

         i)Diğer eşin sürekli olarak temyiz gücünden yoksun olması,

         ii)Diğer eşin iki senedir nerede olduğunun bilinmiyor olması,

         iii)Bir mahkeme kararına dayalı olarak iki yıldır tarafların ayrı yaşıyor olmaları.

Bu durumlarda tarafların  ortak kararı bulunmamasına rağmen bir eş tek başına diğer eşin rızası aranmaksızın evlat edinebilir.

         Temyiz gücü olan küçükler istemedikçe evlatlık olarak birine verilemez ve başkaları tarafından evlat edinilemez.Küçüğün rızasının tespiti sorun olarak görülebilir.Zira evlat edinme davasında küçüğün mahkemede dinlenmesi ve kanunun aradığı amacın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti her zaman mümkün değildir. Bu durumda uzmanın tespit edeceği manevi bağların kurulup kurulmadığına göre dava kabul edilir.

         Hiçbir küçük ana-babanın rızası olmaksızın evlat edinilemez.  Bu durum velayet hakkından bağımsız olarak ana-babaya verilmiş bir haktır.

         Uygulamada evlat edinme asıl olarak iki ayrı şekilde gerçekleşmektedir.Bunlar kimsesiz veya terk edilen çocukların evlat edinilmesi ve sahipsiz olmamakla beraber sırf evlat edinenlerin manevi tatmini için evlat edinmedir.Sahipsiz olmamakla birlikte çocuk sahibi olma duygularının tatmini için evlat edinmelerde bir aile daha iyi bir geleceğe sahip olması için başka aile tarafından çocuğun evlat edinilmesine muvafakat etmektedirler.

         İkinci tür evlat edinmede ise aday belli olmadığı halde geçerli kabul edilmelidir. Çünkü, bu  durumlarda sahipsiz küçüğün bir an önce sıcak bir aile ortamına kavuşturulması gerekir.Kimsesiz ve sahipsiz bebeklerin doğumundan itibaren altı hafta sonra evlatlık verilmesi yönünde  rızanın varlığı tespit edilir.Uygulamada bu talep Sosyal Hizmetler Kurumunca istenmektedir.Ancak mahkeme ana-babayı dinleyerek rızayı tespit etmelidir.

         MK.311 ve 312.m rızanın aranmayacağı durumları belirtmiştir:

         i)Kim olduğu bilinmeyen ana-babanın rızası aranmaz .

         ii)Uzun zamandır nerede olduğu bilinmeyen ana-babanın rızası aranmaz.

         iii)Ana-baba tarafından küçüğün yeterli şekilde bakılıp yetiştirilmemesi halinde rıza aranmamasına karar verilmelidir.

 

         c)Büyüklerin Evlat Edinilmesi  

         5399 sayılı kanunla MK.313/1hükmü değiştirilmiş ve altsoyun açık muvafakatı  ile füruğu olanlarında evlat edinilebileceği belirtilmiştir.

         Özürlü grubuna girecek bir kişi evlat edinmek isteyen tarafından evlat edinme dava tarihi en az beş yıldır bakıp gözetiliyorsa evlat edinme davası kabul edilebilir.

         Özürlü olmayıp da yetişkin olan biri evlat edinilebilir.Bunun şartı bu yetişkinin davacı tarafından küçükken beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş olmasıdır.

         Evlat edinilen evli ise ancak eşinin rızası ile evlat edinilebilir.Bu gereklilik aile bütünlüğüne ve ailenin geleceğini ilgilendirmekle böyle bir düzenleme  öngörülmüştür. [6]

 

         d)Evlat Edinmenin Sonuçları

         Evlat edinme kararı verilmekle evlat edinen ve evlatlık arasında suni bir ana-babalık kurulmuş olur.Bunun sonucunda velayet evlat edinene geçer.Mirasçılık hakkı doğar.Bu mirasçılık tek taraflıdır. Evlatlık ve füruğu evlat edinene mirasçı olurken evlat edinen evlatlığa mirasçı olamaz.Evlat edinilen  küçük evlat edinenin soyadını otomatik olarak alır. Reşit olan evlatlık ise dilediği takdirde evlat edinme sırasında evlat edineni soyadını alabilir.Evlat edinme evlatlığın vatandaşlığını etkilemez.Ancak evlatlık  vatansız veya ana-babasının nerede olduğu bilinmiyorsa evlat edinende Türk ise evlatlık da Türk vatandaşı olur. Evlat edinenle evlatlık arasında kesin bir evlenme yasağı vardır(MK.129/1-3).

        

         e)Evlatlık İlişkisinin Sona Erdirilmesi 

Yeni MK. Evlat edinmede bazı kurucu unsurların eksikliği ve sakatlığı  halinde bir ve beş yıllık süreler içinde evlat edinmenin kaldırılmasını öngörmektedir.  

 

f)Evlat Edinmede Uzman Raporu

         Evlat edinme kararı hüküm kurmaya elverişli uzman raporları düzenlenmeden verilemez.Yeni MK. Evlat edinmeye ilişkin hükümler arasında araştırmaya yer vermiştir(MK.316/1).MK hükmü araştırma yapılması yönünde emredici bir düzenlemedir.Dolayısıyla bu tür davalarda Aile Mahkemeleri Kanununun ‘gerektiğinde’ araştırma yapılması gibi takdiri bir durum söz konusu değildir.Yeni MK. Bu düzenlemeyi İşviçre-Alman uygulamasından almıştır.Almanya da evlat edinecek kişinin Gençlik dairesinde pedagog ve sosyal çalışmacı tarafından raporu düzenlendikten sonra evlat edinilmesi yönünde karar verilmektedir.Bu uygulama ülkemizde de geçerli olmalıdır.Evlat edinme davalarında  pedagog ve sosyal çalışmacı uzman olarak görevlendirilmelidir.

         Sosyal çalışmacı raporunda küçüklerin deneme süresi içindeki aşamalarına, ailesi tarafından bakılanlara göre gösterdiği gelişmelerine, bunların birbiriyle kıyaslanmasına   yer vermelidir.Pedagog ise evlat edinmek isteyenlerin eğitim seviyesini, ideal anlamda çocuk bakıp eğitebileceğini tespit ederek tartışır. Her iki uzman evlat edinecek olanın menfaatlerini, iyi bir gelecek kazanıp kazanmayacağını, evlat edinmek isteyenin mali durumlarını, evlatlık adayı ile manevi bağlarının evlat düzeyinde gelişip gelişmediğini, bu konuda tarafların eksikliklerini, evlat edinenlerin evlat edinmedeki amaçlarını, nasıl bir sosyal geçmişe sahip olduklarını aile, okul veya diğer sosyal çevrelerini araştırmak zorundadırlar(MK 316/2-3)

 

C)EVLENMEYE İZİN VERİLMESİ VE UZMAN İNCELEMESİ

Yeni MK.’nın benimsemesine göre on yedi yaşını tamamlamayan kişiler evlenemez. Bu emredici bir hükümdür(MK 124/1).Bu hükme göre on yedi yaşını tamamlayanlar mümeyyiz olma şartıyla evlenebilirler.

MK 124/2’ye göre bazı durumlarda on altı yaşını doldurmuş olmak kaydıyla erkek veya kadının evlenmesine izin verilebileceği öngörülmektedir. Burada olağanüstü durumun varlığı aranır ve hakime de  oldukça geniş bir takdir yetkisi vermektedir.

Olağanüstü durumun varlığında mahkemeler de seri yargılama usulü söz konusu olsa da bir psikolog görevlendirilip etraflıca inceleme yaptırılmadan karar verilmemelidir. Uzmanlar evlenmesine izin istenen kişinin psikolojik travmayı atlatıp atlatmadığını incelemeli ve gerekirse atlatması konusunda yardımcı olmalıdır.

Uzmanın raporuna göre mahkemeler önce taraflara gerekli ikazları yaparak düşünme süresi vermeli ve bu sürenin izlenmesini sağlamalıdır.

 

D)SOY DAVALARI

Çocukla ana arasında soy (nesep) ilişkisi doğumla kurulur(MK. 282).Bu nesep ilişkisi

Doğrudan doğruya kanun etkisiyle ve kendiliğinden kurulmaktadır.Babaya çocuğun neseben bağlanması, evlilik ile, babanın çocuğu tanımasıyla veya mahkeme kararıyla mümkündür(MK 282/2).

         MK.258/1-2.c’ye göre evliliğin sona ermesinden itibaren üçyüz gün içinde doğum gerçekleşirse doğan çocuğun babası kocadır.Bu üçyüz günlük süre evliliğin sona ermesinin kesinleşmesinden veya kocanın ölüm tarihinden başlar.

         Eğer kadın bir kocadan boşanıp herhangi bir şekilde iddet süresi kaldırılmadan evlenmişse ve ikinci evliliği devam ederken doğurmuşsa ve bu doğurma zamanı sona eren önceki evliliğin sona ermesinin kesinleşmesinden itibaren üçyüz gün içinde kalıyorsa baba o anki kocadır.

         MK soyun reddini isteme hakkını baba ve çocuğa vermektedir(MK 286/1-2).Baba davayı çocuk ve anaya karşı açmalıdır.Baba açacağı davada  MK.285m ile öngörülen babalık karinesinin aksini ispat ederek nesebi reddebilir.Soyun reddi davalarında davacı babaya karşı ana ve çocuk mecburi dava arkadaşı konumundadır.Bu durumda ana ve çocuğun menfaatleri her zaman çatışma halinde olduğundan çocuğa bir kayyım tayini için Aile Mahkemesince Sulh Hukuk mahkemesine ihbar yazısı yazılmalıdır.

         Soyun reddini isteyecek baba ölmüş ise  veya gaipliğine karar verilmişse kocanın yakınları dava açabilir.Bunlar kocanın füruğu(altsoyu), ana- babasıdır.

         MK.286/2’ ye göre çocuğun soyu reddetme hakkı vardır.Çocuk bu davayı ana ve kayden baba olan kişiye karşı açmalıdır.Çocuğun ana ve baba ile davalı olması itibarıyla davada ana ve baba kayyım olamaz.MK.’ya göre anne soyun reddini dava edemez.

         Babalık karinesine göre (MK.285/1) evlilik içinde doğan çocuğun babası kocadır.Ancak bu karinenin aksini koca iddia ve ispat ederek gerçek baba olmadığını  Aile Mahkemesinde hüküm altına aldırır ve karar kesinleşirse çocukla koca arasında kanunen kurulan nesep ilişkisi ortadan kalkar.

         Nesebin reddinde bir ve beş yıllık süreler söz konusudur.Bunlar hak düşürücü sürelerdir.Koca davayı, çocuğun doğumu ve baba olmadığını öğrendiği andan itibaren bir yıl içinde açması gerekir.Bu süre hiçbir zaman beş yılı geçemez.Çocuğun dava açma süresi ise reşit olduktan sonra bir yıldır.Burada beş yıllık süre uygulaması da yoktur.Ana doğumdan önce babalık davası açabilir.Ancak doğumdan sonra  en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.Çocuk için dava açma süreleri kural olarak reşit olduktan sonra başlar.

         Ana ve babanın ortak çocukları olmak kaydıyla evlilik dışında doğan bir çocuk ana ve babanın doğumdan sonra evlenmesi ile otomatik olarak sahih nesebe kavuşur.Bu durumdaki çocuklar için tanıma işlemine veya mahkeme kararına gerek kalmaz.

         Çocuğun babanın soyuna bağlanmasının başka bir yolu da baba tarafından tanımadır. Başka bir kişi ile nesep bağı olmayan bir çocuk baba olduğunu bildiren bir kişinin düzenleteceği resmi  senetle veya vasiyetname ile çocuğun babası olduğunu belgeleyebilir.Tanımak isteyen Aile Mahkemesine başvurarak çocuğun babası olduğunu bildirebilir.Böyle bir durumda mahkeme nüfus kayıtlarını toplar ve yargılama nizasız usulle görülür.

         Butlan sonucunu doğuran bazı sebeplerin varlığı halinde MK.tanımanın iptalini isteme hakkını vermektedir.Tanıyan iptal davasını iradesini etkileyen iptal sebebini öğrendikten veya baskıdan kurtulduktan itibaren bir yıl içinde Aile Mahkemesinde tanımanın iptalini istemek zorundadır.İptal davasını açabilecek diğer kişiler ana, çocuk ve tanıma dolayısıyla menfaatleri zarara uğrayan kişilerdir.Ayrıca Cumhuriyet Savcısı ve Hazinede tanımanın iptalini isteyebilir.

 

V-)SONUÇ

         Aile Mahkemelerindeki aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde hızlı ve adil sonuç alınmasında uzmanların rolü büyüktür.Aile mahkemesindeki uzmanlar bireyin farkındalığını arttırarak kendisine ve başkalarına yardım edebilmesini sağlamalıdır.Uzmanların araştırması bir kusur yada ayıp araştırması şeklinde olmayıp,tarafsız ve objektif bir gözlem olmalıdır.Uzmanların, mahkeme önündeki uyuşmazlıkla ilgili olarak yaptıkları araştırma ve inceleme sonunda sundukları rapor ve görüşler, hukuk yargılamasının genel ilkelerine göre hakimi bağlamaz.Ayrıca aile mahkemesine sunulan uzmanların görüş ve raporlarına ilişkin olarak,mahkeme hakiminin eksik veya çelişkili gördüğü hususlarda ek rapor isteme veya yeniden inceleme yaptırabilmesi her zaman mümkündür.

 

 

 

Kaynakça
Aile Mahkemelerinin işleyişi Bilimsel Görüşler –Yargı İçtihatları (Bilal Köseoğlu – Seçkin Yayınları - Ankara 2005)

İstanbul Barosu Dergisi (Aile Hukuku Özel Sayısı Mart 2007)

İstanbul Barosu Yayınları (Aile Mahkemeleri Yasal Çerçevesi ve Uygulama Sorunları)

Aile Mahkemeleri (Selma Baktır – Yetkin Hukuk Yayınları)

Türkiye Barolar Birliği Yayınları (Evlilik Birliğinin Korunması – Serkan Ayan)

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri (Ali Karagülmez – Sami Sezai Ural – Seçkin Yayınları)



[1] Neşe Doğan Yüksel İstanbul Barosu Dergisi Aile Hukuku Özel Sayısı syf 133-137

[2] Ali Karagülmez-Sami Sezai Ural Aile mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usulleri syf 169

[3] Aras Ankara Barosu Dergisi  2006/2

[4] Selma Baktır Aile mahkemeleri

[5] Bilal Köseoğlu Aile Mahkemelerinin İşleyişi syf 252’den atıf, Selma Baktır Aile Mahkemeleri syf  80

[6] Bilal Köseoğlu Aile Mahkemelerinin İşleyişi syf 318 atıf,Yargıtay 2.HD 18.11.2003 t.2003/14494 E. 2003/15780 K.